Engelli teşviki ve işsizlik ödeneği almakta iken işe alınanlara yönelik verilen uygulamalı teşvik işlemleri

Sosyal Güvenlik kategorisine 16 Ağustos, 2013 tarihinde eklendi, 136 defa okundu

Özürlü istihdamına ilişkin yasal düzenlemeler 4857 sayılı iş kanunumuzun 30. maddesinde yapılmıştır. İşverenler, elli veya daha fazla işçi çalıştırdıkları özel sektör iş yerlerinde yüzde üç özürlü, kamu iş yerlerinde ise yüzde 4 özürlü çalıştırmakla yükümlüdürler. Aynı il sınırları içinde birden fazla iş yeri bulunan işverenin bu kapsamda çalıştırmakla yükümlü olduğu işçi sayısı, toplam işçi sayısına göre hesaplanmaktadır.

Özürlü personel çalıştıran işverenlerce uygulanacak teşvik var mıdır?

Özel sektör işverenlerince bu madde kapsamında çalıştırılan 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’na tabi özürlü sigortalılar ile 5378 sayılı Özürlüler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kanun’un 14 üncü maddesinde belirtilen korumalı iş yerlerinde çalıştırılan özürlü sigortalıların, aynı Kanunun 72 inci ve 73 üncü maddelerinde sayılan ve 78 inci maddesiyle belirlenen prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanan sigorta primine ait işveren hisselerinin tamamı, kontenjan fazlası özürlü çalıştıran, yükümlü olmadıkları halde özürlü çalıştıran işverenlerin bu şekilde çalıştırdıkları her bir özürlü için prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanan sigorta primine ait işveren hisselerinin yüzde ellisi Hazinece karşılanır.

Primlerin Hazine tarafından karşılanmasının şartları nelerdir?

* Aylık prim ve hizmet belgelerinin süresi içerisinde verilmesi

* Sigortalıların tamamına ait sigorta primlerinin sigortalı hissesine isabet eden tutarı ile Hazinece karşılanmayan işveren hissesine ait tutarın ödenmiş olması şarttır.

Özürlü teşviğinden faydalanmak için yapılması gereken işlemler

İşe alınacak- başlatılacak özürlü personelin Türkiye İş kurumunda kayıtlı işsiz statüsünde ve sağlık kurulu tarafından minumum yüzde 40 özürlü raporu olması gerekmektedir. Bu kapsamdaki işçi işe alındıktan sonra Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) tarafından onaylatılacak olan (4857 sayılı İş Kanunu’nun 30 uncu maddesine göre özürlü çalıştıran işverenlere teşvikten yararlanmak amacıyla verilecek belge) evrağı personelin özürlü raporu ile birlikte İŞKUR’a onaylattıktan sonra onaylatılan evrağı bağlı olunulan sigorta müdürlüğüne verilmesi halinde e-bildirgede 14857 ve 54857 kanun maddeleri tanımlanacaktır. Ancak bu tanımlamalar ve işlemler yapıldıktan sonra e-bildirgede özürlü personellerin bildirgeleri kontenjan dahilinde ve kontenjan haricinde kapsamda faydalanılabilecektir.

SGK tarafından yeni yayınlanan duyuru

Ancak bazı işverenlerin engelli raporu olmayan ya da engelli olmakla birlikte yüzde 40′ın altında olan sigortalıları 14857 ve 54857 sayılı Kanun numarasını seçerek bildirdikleri ve yine işsizlik ödeneği almayan sigortalıları da 15921 sayılı Kanun numarası seçerek bildirdikleri tespit edildiğinden dolayı konuyla ilgili SGK bir duyuru yayınlama gereği duymuştur. Bu duyuruda ise 14857 ve 54857 sayılı Kanun maddesi seçilerek bildirilecek sigortalıların yüzde 40 oranında engelli olup olmadığı ve 15921 sayılı Kanun numarası ile seçilerek bildirilecek sigortalıların işsizlik ödeneği almakta olup olmadıkları da İŞKUR veri tabanına bağlanarak kontrol edilecek ve İŞKUR verilerinde de yüzde 40 özürlü kaydı bulunmayan ve 15921 sayılı Kanun numarası seçilerek bildirilmelerine sistem tarafından izin verilmeyeceği bildirilmiştir.

Özürlü personelleri geçmişte İŞKUR ve sigorta müdürlüğü tarafından sisteme tanımlayan işverenler bildirgeleri verirken sistem bildirgeleri kabul etmemiştir. Yapılan değişiklikten dolayı e-bildirge ekranında Engelli ve İşsizlik Teşvik yönetimi ekranından girilerek mevcut e-bildirge şifresi ile ekrana girilip daha sonra da sisteme özürlü personellerin T.C kimlik numaraları ile tanımlama yapmaları ve sisteme kayıt işlemini yaptıktan sonra bildirgelerini 14857 ve 54857 kanun maddeleri seçilerek verilmesine sistem izin verecektir. Aslında SGK kurumun Teşvik işlemleri kapsamında bu süreci uygularken açık bir hataya sebep vermeyecek şekilde sistemi ve alt yapısını düzgün şekilde yapmış olsa tekrar tekrar ek duyurular ve ek linklerle bir daha tanımlamalara gerek olmayacağı ve İşverenlere ya da bu işlemleri yapan personellere de zaman kaybından bağımsız bir şekilde daha fazla bürokrasiye maruz kalmadan kısa ve öz bir biçimde olması halinde işlemlerin akıcı ve hızlı bir şekilde olacağı şüphesiz bir gerçektir.

Devamını Oku

Kısmi Süreli Çalışma!!

Sosyal Güvenlik kategorisine 19 Mart, 2012 tarihinde eklendi, 136 defa okundu

Kanunla ilk defa getirilen uygulama ile; hizmet akdiyle çalışmakla birlikte, 4857 sayılı İş Kanunun 12 ve 13 üncü maddelerine istinaden kısmi süreli veya çağrı üzerine çalışanlar ile ev hizmetlerinde ay içinde 30 günden az çalışanlar sigortalıların, ay içerisinde kısmi çalıştıkları toplam sürelerin, 7,5 saate bölünmesiyle çıkan sürenin sigortalıya hizmet olarak mal edilmesi imkanı getirilmiştir. Bu kapsamda çalışanlar da genel sağlık sigortasına kapsamına alınacak ve ay içerisinde eksik kalan çalışma günlerinin genel sağlık sigortası primi açısından tamamlamaları zorunlulukları olacaktır. Daha açık ifadelerle, bu durumda olanlar ay içinde genel sağlık sigortasından tam olarak yararlanacaklardır.

6111 sayılı Kanunla;
-Kanunun yürürlük tarihinden sonraki kısmi süreleri çalışmalarda ay içinde çalışılmayan süreler (kısmi iş sözleşmelerinin devam ettiği süreler) için borçlanma hakkı getirilmiştir.
Borçlanmada, genel sağlık sigortası primi ödenmişse bu prim ödenmeyecek ve borçlanılan süreler de 4/a statüsünde sayılacaktır.
Borçlanma için ilgililerin bulundukları yerdeki sosyal güvenlik il müdürlüğü veya sosyal güvenlik merkezlerine başvurmaları gerekmektedir.
- Kısmi süreli çalışanlardan ay içerisinde eksik kalan günlerini isteğe bağlı olarak ödemeleri durumunda isteğe bağlı ödenen süreler hizmet akdi statüsünde sayılarak bunların 7.200 günden emekli olmaları imkanı getirilmiştir.

Devamını Oku

Genel Sağlık Sigortası Hakları!!

Sosyal Güvenlik kategorisine 1 Ocak, 2012 tarihinde eklendi, 127 defa okundu

Kanunun yürürlüğe girmesiyle; mevcut sigortalılar, gelir/aylık alanlar, hak sahipleri ile bakmakla yükümlü olunan kişiler, herhangi bir işleme gerek kalmaksızın genel sağlık sigortalısı olacaklardır.

Bunlardan, çalışanlar ister hizmet akdi, ister kendi nam ve hesabına bağımsız çalışma  ve isterse de kamu görevlisi  olsun işe veya çalışmaya başladıktan sonra adlarına 30 gün prim bildirimi ve ödenmesinden sonra sağlık yardımı almaya hak kazanacaklardır. Yalnız, kendi nam ve hesabına bağımsız çalışan  sigortalılar için ayrıca 60 gün ve daha fazla prim ve prime ilişkin her türlü borcun ödenme veya 60 günden fazla borçlarının tecil ve taksitlendirilmiş olması şartı aranacaktır.

Kanunun yürürlük tarihinden sonra aylık veya gelir bağlananlar ise herhangi şart aranmadan genel sağlık sigortası kapsamına alınacaktır.

Ayrıca, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte bakmakla yükümlü olan kız çocukları, durumlarında değişiklik oluncaya kadar kız çocuğu olarak bakmakla yükümlü sıfatı ile tedavi yardımlarından yararlanmaya devam edeceklerdir. 6111 sayılı Kanunda kız çocukları için değişiklik yapılarak, kız çocuklarının durum değişikliğinden sonra da anne ve babalarından sağlık yardımı almalarına imkan tanınmıştır.

Kanunun kapsamında zorunlu sigortalı sayılanlar, zorunlu sigortalılıklarının sona erdiği tarihten itibaren 10 gün süreyle genel sağlık sigortasından yararlanmaya devam edeceklerdir.

Bunların, zorunlu sigortalılık niteliğini yitirdikleri tarihten geriye doğru 90 gün prim bildirimi olmaları durumunda, sigortalılık niteliğini yitirdikleri tarihten itibaren 90 gün süreyle da sağlık yardımlarından yararlanma imkanı olacaktır. Bu durumda, 4/b sigortalıları için prim ve prime ilişkin borçlarının olup olmadığına bakılmayacak ve bu haktan bakmakla yükümlü kişiler de yararlanacaktır.

Devamını Oku