6111 Sayılı Prim Teşviği Nedir? Uygulanma Şartları ve Dikkat Edilmesi Gerekenler Nelerdir?

Sosyal Güvenlik kategorisine 28 Ağustos, 2014 tarihinde eklendi, 535 defa okundu

Bu yazımızda 6111 Prim Teşviğinden çokça soru gelmesinden dolayı kafa karıştıran 6111 sayılı Kanun Teşviğini ayrıntılı tablo ile anlatacağım.
4447 sayılı Kanun’a eklenen geçici 10.madde ile kadınların ve gençlerin işgücüne katılımını ve istihdamını artırmak, yeni istihdam yaratılmasını teşvik etmek, mesleki ve teknik eğitimi özendirmek, kalite ve etkinliğini artırmak amaçlanmaktadır. Bu kapsamda 31.12.2015 tarihine kadar işe alınanlar için prime esas kazanç üzerinden hesaplanan sigorta primlerinin işveren hisselerine ait tutarı, işe alındıkları tarihten itibaren İşsizlik sigortası fonundan karşılanmaktadır. Bu teşvik 18-29 yaş aralığındaki erkekler ile 18 yaşından büyük bayanlar ve 29 yaşından büyük erkekler olmak üzere iki farklı şekilde uygulanmaktadır.

Bu teşvikten faydalanabilmek için işe alınacak personelde bazı şartların yerine getirilmesi gerekmektedir;

• 01.03.2011-31.12.2015 tarihleri arasında işe alınmış olması,
• İşe giriş tarihi itibari ile 18 yaşından büyük olması,
• İşe alındığı tarihten önceki altı aylık dönemde Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) verilmiş aylık prim ve hizmet belgesinde kayıtlı olmaması,
• İşyerinin bildirgesindeki son altı aylık personel sayısının ortalamasına ilave personel olması,
• Fiilen çalışması gerekmektedir.
Önemli Not: Teşvik kapsamında faydalandıracağınız işçinin teşvik şartlarını taşıması halinde teşvik onayını yapmadan önce işçinin Türkiye İş Kurumu’na (İŞKUR) kaydı yok ise işçiyi İş Kurumuna yönlendirip İŞKUR’a kayıt olmasını sağlamanız halinde personel için 6 ay daha fazla teşvikten faydalanabileceğinizi önemle vurgulamak isterim.

Devamını Oku

Kıdem tazminatı nedir, ne zaman verilir, şartları nelerdir, nasıl hesaplanır?

Sosyal Güvenlik kategorisine 27 Ağustos, 2014 tarihinde eklendi, 597 defa okundu

Kıdem tazminatı, işçinin çeşitli sebeplerle işyerinden ayrılırken işveren tarafından iş kanunu gereğince işçiye vermiş olduğu bir tazminat şeklidir.

Kendi isteğiyle işten ayrılan işçi kıdem tazminatına alır mı?

Kendi isteğiyle işten ayrılan işçi kıdem tazminatına hak kazanamaz.
Kıdem tazminatı son brüt ücret üzerinden hesaplanır. Yalnızca damga
vergisi kesintisi yapılır.
Kıdem tazminatı iş sözleşmesi Yasa’da öngörülen durumlardan birisi ile sona eren ve belirli süre kıdemi bulunan işçiye veya işçinin ölümü halinde mirasçılarına işveren tarafından ödenmesi gereken, işçinin çalışma süresine ve ücretine göre belirlenen parasal haktır..

Kıdem tazminatı nasıl hesaplanır?
Kıdem tazminatı hesaplanırken işçiye çalıştığı her bir tam yıl için, giydirilmiş brüt ücretinin otuz günlük tutarı ödenir. Bir yıldan arta kalan süreler için aynı ücret üzerinden oranlama yapılmak suretiyle tazminat tutarı hesaplanır. Giydirilmiş brüt ücretten kastımız işçiye verilen ikramiye, prim, yakacak yardımı vb… çıkarlardır.(Paralarıdır) Yani yaklaşık her yıl bir brüt maaş kadar kıdem tazminatı kazanılıyor. Bir yıl içerisinde 365 gün çalışmaya karşılık 30 günlük giydirilmiş brüt ücret kadar tazminat ödeniyor ise çalışılan X gün için
(365/30)*X gün formülüyle bulunacak gün sayısı baz alınarak tazminat ödemesi yapılmalıdır.
Örneğin son 30 günlük brüt maaşı 1.955 lira olan 10 yıl çalışan bir işçiye
10 * (30 günlük brüt ücreti) =10* 1.955 = 19.550 lira + çalıştığı gün varsa orantı ile günlük tazminatı da eklenir. Bu ücretten de damga vergisi kesintisi yapılır.
Çalıştığı gün orantısı şöyledir: TAM YIL İÇİN 1 BRÜT AY ÖDENİR. AY KESİRLERİ İÇİN DE BRÜT TUTAR 12 AYA BÖLÜNECEK VE AY TUTARI BULUNACAK. GÜN HESAPLAMASINDA BULUNAN BU AY TUTARI 30′A BÖLÜNÜP, GÜN TUTARI BULUNACAK. BULUNAN BU GÜN TUTARI GÜN SAYISI İLE ÇARPILICAK ve KÜSÜRAT DA HESAP EDİLMİŞ OLACAK.

Not: Kıdem tazminatının bir tavanı vardır. 2014 yılı için : 3.438,22 tl’dir. Yani 5.000 brüt ücretle çalışan bir işçinin kıdem tazminatı hesabı tavan ücret üzerinden yapılmalıdır.

Devamını Oku

Af tasarısında sigorta uygulamalarında öne çıkan maddeler

Sosyal Güvenlik kategorisine 6 Haziran, 2014 tarihinde eklendi, 552 defa okundu

İşçilerin ve işverenlerin merakla beklediği “af” diye nitelendirilen ama borçların yapılandırılması olarak da geçen tasarı Meclis’e sevk edildi.

Tasarının kapsamı neredeyse 30.04.2014 tarihine kadar (bu tarih dahil) doğmuş olan bütün devlet alacaklarını kapsamaktadır. Bunlardan en önemlileri şüphesiz ki, Vergi Usul Kanunu (VUK) kapsamına giren ( (gümrük vergileri dışında), genel bütçeye giren vergi, resim ve harçlar ile il özel idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim ve harçlar) alacaklar, 6183 sayılı Amme Alacakları Hakkında Kanun uyarınca doğan alacaklar, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununu kapsamına giren alacaklar ile Karayolları Trafik Kanununa göre doğan alacaklardır.

Bugün ki yazımızda ise tasarıdaki 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası kanunu kapsamındaki hususları özetleyeceğim. Bu kapsamda soru ve cevaplarla tasarıya biraz netlik kazandıralım.

Yapılandırma hangi dönem primlerini kapsamaktadır?


                Yapılandırma 2014 yılı Nisan ve önceki aylara ilişkin olup tahakkuk ettigi halde ödenmemiş olan;
a) 4/1-a (SSK) , 4/1-b (Bağ-Kur) ve 4/1-c (Emekli Sandığı) sigortalılıkları kapsamındaki sigortalılıklardan kaynaklanan sigorta primi, emeklilik keseneği ve kurum karşılığı, işsizlik sigortası primi, sosyal güvenlik destek primi (Emeklilerle ilgili),
b) Yasasına göre ödenme imkânı hala bulunan isteğe bağlı sigorta primi ve topluluk sigortası primi,
c) SGK tarafından ilgili kanunları gereğince takip edilen damga vergisi, özel işlem vergisi ve egitime katkı paylarını,
ç) 30 Nisan 2014 tarihine kadar bitirilmiş özel nitelikteki inşaatlar ile ihale konusu işlere ilişkin olup bu maddenin yayımlandığı tarihten önce SGK’ca resen tahakkuk ettirilerek işverene tebliğ edildiği halde bu maddenin yayımlandığı tarih itibarıyla ödenmemiş olan; özel nitelikteki inşaatlar ile ihale konusu işlere ilişkin yapılan ön degerlendirme, araştırma veya tespitler sonucunda bulunan eksik işçilik tutarı üzerinden hesaplanan sigorta primi,
d) Sadece GSS’li olanların GSS prim borçları, asıllarını kapsıyor.

Başvurular  ne kadar sürede olacaktır?
Yapılandırmadan yararlanmak isteyen borçlular Kanunun yayımlanmasını izleyen ay başından itibaren; GSS prim borçluları dört ay içerisinde, diger borçlular ise üç ay içerisinde SGK’ya başvuruda bulunabilecekler.

 

İlk taksit veya peşin ödeme ne zaman yapılacak?
Ödemenin tamamını peşin yapmak isteyenler ilk taksit ödeme süresinde ödeme yapabileceklerdir. Taksitle ödeme yapılmak istenmesi halinde ise başvuru sırasında 6, 9, 12 ve 18 eşit taksitte ödeme yapmak mümkün olabilecektir. 18 taksitin üzerinde taksitlendirme olmayacaktır.

Taksitlendirme katsayıları aylara ödemeye göre aşağıdaki gibi dikkate alınacaktır.

6 eşit taksit için 1,05

9 eşit taksit için 1,07

12 eşit taksit için 1,10

18 eşit taksit için 1,15

katsayısı esas alınacaktır. Tasarıda ödemelerin ikişer aylık dönemler halinde yapılacağı belirtilmiştir. 6 ayı seçen işveren 12 ayda ödeme yapmış olacaktır. Taksit süresinden erken ödeme yapılması halinde de ödenecek tutar katsayıya göre düzeltilecek yani daha az faiz ödenmiş olacaktır.

Ödemelerin aksaması halinde ise tasarıya göre bir takvim yılında her bir vergi türüne göre 2 taksitten fazla ödeme olmaması halinde, ya da eksik ödenmesi halinde borçlara ilişkin kalan taksitleri ödeme hakkı kaybedilecektir.

Ödemeler sadece nakit mi olacaktır?

Kanun Taslağına göre kredi kartı ile ödeme yapmak mümkündür. Kredi kartı ile ödeme yapılacak olur ise, kredi kartının kullanıldığı gün ödeme yapılmış sayılacak ve borçluya tahsilatın yapıldığına dair makbuz verilecektir.

Yapılandırma yapmak için dava açmama şartı var..
Yapılandırmadan faydalanmak isteyenlerden bu konuda dava açmamaları ve açtıkları dava varsa feragat etmeleri istenecek. Daha önce ödenen tutarlar iade ve mahsup edilmeyecek.
Ödeme hakkının kaybedilmiş olması halinde, borçlular ödedikleri tutar kadar bu madde hükmünden yararlandırılacaklar.

SGDP(Sosyal Güvenlik Destek Primi) borçlularının durumu;

Sosyal Güvenlik destek priminin ne olduğunu bilmeyen çoğu emekliye de prim borçlarından dolayı kurum tarafından prim borçlarını ödemeleri için tebliğler gönderilmişti. Bu kişilerde gecikme zamlarını ve faizlerini ödemeksizin bu borçlarını taksitlendirebileceklerdir.

Ayrıca kendi şahıs bağkur borcu olanlarda bu kanun hakkından yararlanarak geriye dönük borçlarını taksitlendirebileceklerdir.

GSS Borcuna Af;

Gelir testine girdiği halde borcunu ödemeyen kişilerin faiz borcu silinecek. Borçlulara anaparayı taksitlerle ödeme imkanı sağlanacak. Gelir testine girmeyenlere belirli bir süre tanınacak. Bu kişilerin teste göre ödemesi gereken tutar belirlenecek. Gelir 357 liranın altında ise borçlar silinecek. Üzerindeyse gelire göre prim ödenecek. Böylece en yüksek limitten çıkarılan prim borcundan kurtulmak mümkün olacak, faiz borcu silinecek ve 1 yıl taksitlendirme imkanı getirilecek.

Doğum Borçlanması;

Önceden SSK lı çalışan bayanlar için en fazla 2 çocuk ve 4 yıl olan doğum borçlanması memurlara ve Bağ-Kurlular’a da tanınıyor. Ayrıca borçlanma iki çocuktan üç çocuğa ve toplam 6 yıla çıkıyor.

Torbada çıkması beklenenler ve torba tasarıya girmeyenler;

– Mevcutta Doğum borçlanması için doğumdan önce sigortalılık dikkate alınıyor. Tasarı ile çalışmaya başlamadan önce doğum yapmış bayanlarla ev hanımları da doğum borçlanması bekliyordu. Torbada bunlar için borçlanma hakkı verilmedi.
–  Genel Sağlık Sigortası uygulamas 1 Ocak 2012 itibariyle uygulamaya konulmuştu. Tasarı ile gelir testi yaptırmayanlara yeni bir hak tanınacak. Ayrıca test yaptıran veya yaptırmayan tüm GSS borçlularının borcu 12 taksite bölünecek. Faizler silinerek ana para tahsil edilecek. Beklentilerde ise özellikle işsiz gençler için GSS borçlarının tamamen silineceği yönünde beklenti vardı. Torbaya bu konuda özel hüküm girmedi.

– Türk vatandaşlığından izinle çıkan mavi kartlılar, SGK’ya yurtdışı borçlanma yapamıyorlardı. Bu kişilere dava açmadan borçlanma hakkı veriliyor. Ayrıca yurtdışındaki çalışma başlangıcı da Türkiye’de başlangıç tarihi olarak sayılacak. Emeklilik için yaşı bekleyenlerin, bir kereye mahsus emeklilik hakkı verileceği yönünde beklentileri vardı. Onlarında beklentileri başka torbaya kaldı.

–  Engellilerden 01.10.2008 öncesi sigortalı olanlar, erken emekli olabilmek için vergi indirim belgesi almak zorundalar. Bu şartın kaldırılması bekleniyordu fakat torbaya girmedi.

– Tüp bebek denemelerinde SGK’nın karşıladığı deneme sayısı ikiden üçe çıkarılıyor.

– Oda veya dernek kaydı geçersiz sayılarak hizmeti iptal edilen Bağ-Kurlular, 22.03.1985 tarihinden sonraki primlerini ödeyerek hizmet kazanabilecekler. Geçmiş yıllarda Bağ-Kur kapsamında faaliyet yürüttüğü halde sigorta tescili yapılmamış olanlar, geriye dönük borçlanma hakkı bekliyordu. Torbaya bu konu da girmedi.

Devamını Oku

İş kazaları bilgisizlikten mi, bilinçsizlikten mi meydana gelir?

Sosyal Güvenlik kategorisine 15 Mayıs, 2014 tarihinde eklendi, 532 defa okundu

Bu yazımız iş kazalarının aslında işçinin bilgisizliğinden mi yoksa kendini önemsememesinden dolayı kendince kolay uğraşlar sergileyerek, kendini ve değer verdiği insanları da hiçe sayıp sonuçları boyutunda kısa bilgiler içermektedir.

İş kazası diye tanımlanan tabir işçinin, işyeri alanı içerisinde, işyeri dışında veya işverenin işyeri dışındaki bir işinde meydana gelen ve işçiye zarar veren olaydır.  Türkiye’de resmi kayıtlara göre yılda ortalama 70 bin iş kazası gerçekleşiyor. Yalnızca 2012 yılı içerisinde resmi istatistiklere göre 74 bin 871 iş kazası meydana geldi. Bu kazalar sonucunda 2209 çalışan sakat kaldı. Bu kazalar kimi zaman işçilerin bilinçsizliğinden kimi zamanda işverenin işyerinde gerekli tedbirleri almamasından dolayı gerçekleşmiştir. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu da bu iş kazalarının önüne geçmek boyutunda hem işçilerin hem de işverenlerin bilinçlendirilerek eğitimli ve duyarlı işçi ve işverenler kazandırılması açısından da önem arz etmektedir.

İş kazasının aslında işçilerin bu konuda bilgilendirilmesinden ziyade kendi hayatlarını bilinçli bir şekilde hiçe saydıklarından kaynaklandığını görmekteyiz. Dünyanın her yerinde iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri verilip işçiler ve işverenler tabiî ki bilinçlendirilmelidir. Doğru olan ise bu eğitimlerin de gerçekte alındığı gibi uygulanması olmalıdır.

Bir önemli konu ise işçinin ve işverenin kendi iç muhakemesini yaparak hayatlarını hiçe saymamaları ve bu ölçütte uygulanması gereken ve doğru olan uygulamalarla sonuçlara ulaşmak olacağını düşünüyorum.

-Bir olayın iş kazası sayılabilmesi için işçinin bedenen zarara uğraması gerekmez, iş kazasına bağlı ruhsal rahatsızlıklar da iş kazası kapsamına girer.

-İş kazasına uğrayan işçinin sigortalı olup olmaması önemli değildir. İş kazası geçiren işçi sigortasız bile olsa bağlı bulundukları SSK’ya yapılan bir başvuru ile sigortalı işçilerin yararlandıkları bütün haklardan faydalanabilirler.

-İşçinin kendi işi dışında bir işten dolayı işyeri dışındayken başına bir kaza gelirse yani patron işçiyi herhangi bir iş için işyeri dışına göndermiş ve kaza o işin yapılması sırasında meydana gelmişse bu olay iş kazası olarak değerlendirilebilir.

-İş kazası sadece çalışırken meydana gelen kazaları kapsamaz. İşçiler patronun tuttuğu bir araç ile işlerine gider gelirken veya bir işyerinden patronun emri doğrultusunda işyeri dışındaki başka bir işe giderken yolda başlarına gelen herhangi bir kaza da iş kazası olarak değerlendirilir.

-İş kazası olduğunda işveren hemen bölgedeki zabıtaya (savcılık, jandarma veya karakol) bilgi vermek zorundadır. Ayrıca SGK müdürlüğüne de 3 gün içinde E-bildirim ile bildirimde bulunulmalıdır.

-İş kazası sonucu sağlanan haklar şunlardır:

– Sigortalıya geçici iş göremezlik süresince günlük geçici iş göremezlik ödeneği verilmesi.

– Sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanması.

– İş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine, gelir bağlanması.

– Gelir bağlanmış olan kız çocuklarına evlenme ödeneği verilmesi.

– İş kazası sonucu ölen sigortalı için cenaze ödeneği verilmesi.

Sağlık yardımı yapılması;

Bu yardımlar sigortalının,

– Hekime muayene ettirilmesi

– Teşhis için gereken klinik ve laboratuvar muayenelerinin yaptırılması,

– Gerekirse bir sağlık tesisine de yatırılarak, tedavisinin sağlanması,

– Tedavi süresince gerekli ilaç ve her türlü iyileştirme vasıtalarının temin edilmesidir.

Sağlık yardımı, iş kazasına uğrayan sigortalının belirli bir süreye bağlı olmaksızın, sağlık durumunun gerektirdiği sürece devam eder ve iyileşen sigortalıların arıza veya hastalıklarının nüksetmesi halinde, tedavileri yeniden sağlanır.

İş kazası sonucu sağlanan haklardan ve yardımlardan yararlanma şartları

Sigortalıların iş kazasına bağlı olarak geçici iş göremezlik ödeneklerinden yararlanabilmeleri için Kuruma yapılan bildirimin iş kazası olarak kabul edilmesi, gerekmektedir.

Geçici iş göremezlik ödeneğinin süresi Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurulundan alınacak istirahat raporuna bağlıdır. Kanunun 18’inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine istinaden sigortalılara iş kazası nedeniyle iş göremedikleri sürece prim ödeme gün sayısı şartı aranmaksızın ilk günden itibaren her gün için geçici iş göremezlik ödeneği verilecektir.

Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde sayılanlara iş kazası ile meslek hastalığı halinde geçici iş göremezlik ödeneği, genel sağlık sigortası dahil prim ve her türlü borçlarının ödenmiş olması şartıyla yatarak tedavi süresince veya yatarak tedavi sonrası bu tedavinin gereği olarak istirahat raporu aldıkları sürede ödenecektir.

Tarım veya orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz olarak çalışanlar, 4’üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılırlar. Bunlar hakkında bu Kanunun kısa vadeli sigorta kolları bakımından yalnızca iş kazası ve meslek hastalığı sigortası uygulanır.

Kanunun Ek 5’inci maddesinin dördüncü fıkrasına göre tarım veya orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz olarak çalıştırılan sigortalıların, iş kazası ve meslek hastalığı sigorta kollarından sağlanan yardımlardan yararlanabilmeleri için iş kazasının olduğu tarihten en az on gün önce tescil edilmiş olmaları ve sigortalılıklarının sona ermemiş olması, iş kazası veya meslek hastalığından dolayı geçici iş göremezlik ödeneği ödenmesi için prim ve prime ilişkin her türlü borçlarının ödenmiş olması gerekmektedir.

Bu kapsamdaki sigortalıya, tescil edildiği tarihten sonraki 10 gün içinde (10.gün dâhil) iş kazası geçirmesi halinde geçici iş göremezlik ödeneği verilmeyecektir.

Devamını Oku

İşçinin işe iade davası açabilmesi için gerekli şartlar

Sosyal Güvenlik kategorisine 22 Nisan, 2014 tarihinde eklendi, 575 defa okundu

Soru

Bir işyerinde 11 ay kesintisiz çalıştım, kıdem tazminatımı ödememek için sudan sebeple işten çıkarıldım. İşssizlik maaşı almaya hak kazandım mı? İşe iade davası açabilir miyim? E.YILDIRIM

Cevap

4857 Sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesi, işveren tarafından tek taraflı ve haksız nedenlerle veya nedensiz olarak işçinin iş sözleşmesinin feshedilmesi durumunda işçinin işe iade davası açabileceğini düzenlemektedir. İşçi işverence fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren 1 ay içerisinde iş mahkemesinde işe iade davası açabilir.

İŞÇİNİN İŞ GÜVENCESİ KAPSAMINDA İŞE İADE DAVASI AÇABİLMESİ İÇİN GEREKLİ ŞARTLAR NELERDİR?

1-) İşçi ve işveren arasındaki iş sözleşmesi 4857 Sayılı İş Kanunu’na veya Basın İş Kanunu’na tabi olmalıdır.

2-) 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesine göre işe iade davasını yalnızca belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışan işçiler açabilmektedir. Diğer bir ifadeyle belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışan işçiler iş güvencesi hükümlerinden faydalanamayacaktır. Belirli süreli iş sözleşmesinin mahiyeti icabı haklı bir nedene dayanmaksızın zincirleme olarak yapıldığı durumlarda iş sözleşmesinin belirsiz süreli iş sözleşmesi olarak kabul edilmesi gerektiğinden mütevellit işe iade davası açılması kanaatimizce mümkündür.

3-) İşçinin işe iade davası açabilmesi için iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedilmesi gerekmektedir. 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 19. maddesine göre, işveren fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır.

4-) İş yerinde en az 6 aylık kıdemi bulunan işçi işe iade davası açabilmektedir. 6 aylık kıdemini doldurmamış olan işçilerin iş sözleşmeleri herhangi bir neden gösterilmeksizin işveren tarafından feshedilebilmektedir. İşçinin kıdem süresi hesaplanırken 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 66. maddesinde yer alan süreler dikkate alınır. İşçinin 6 aylık kıdeminin dolup dolmadığı hususunda işçi işverene ait başka bir iş yerinde çalışmış ise süreler birleştirilerek hesaplanır.

5-) İşçinin işe iade davası ile iş güvencesinden yararlanabilmesi için iş yerinde çalışan işçi sayısının en az 30 ve üstü olması gerekmektedir. İşverenin aynı iş kolunda birden fazla iş yerinin bulunması durumunda çalışan işçi sayısının tespitinde bu işyerlerindeki yerlerdeki toplam işçi sayısı baz alınacaktır. İşyerinde çalışan işçilerin iş sözleşmelerinin belirli ya da belirsiz süreli olması veya işçilerin tam süreli ya da kısmı süreli iş sözleşmesi ile çalışması işçi sayısının hesaplanmasında herhangi bir önem arz etmemektedir. Dikkat edilmesi gereken husus çalışan işçilerin iş sözleşmelerinin varlığı yahut işçilerin iş yerinde çalışmakta olduğunun ispatlanabilir olmasıdır.

6-) İşletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları ile işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri iş güvencesi kapsamında olan işe iade davasından yararlanamayacaklardır.

Soru

Sitenizdeki yazıları dikkatle takip ediyorum, topluma çok faydalı yazılarınız için öncelikle teşekkür ediyorum. Emekliliğim konusunda desteğinize ihtiyacım var, en kısa yoldan nasıl emekli olabilirim bana yardımcı olursanız çok sevinirim.

Doğum tarihim 24/11/1970 (kadın) İlk SSK’lı olduğum tarih 01/10/1991 SSK’lı çalışan olarak gün toplamım 2836 gün isteğe bağlı prim ödeme gün toplamım 720 gün. Toplam prim ödeme gün sayım 3556 gün en son işten çıkış tarihim 20/02/2012. İki oğlum var, ikinci çocuğumda şartlarım doğum borçlanmasına uygun mu acaba? Oğlum 08/08/2004 doğumlu. Çalıştığım işyerinden 15/06/2004 te ayrılmıştım doğum iznine. 2004/11.ayda işyerime dönmüştüm, 23 gün kasımdan, 30 ün aralık ve 30 gün de ocakta çalışıp oğluma bakmak için işten ayrılmıştım. 31/01/2005 işten ayrılma tarihim. Tekrar SSK’lı olmam 2011 yılı 9. aydadır. Göstereceğiniz yol için şimdiden teşekkür ederim.. N.ERSOY

Cevap

24.11.1970 tarihindeki işe girişinize göre emeklilik için 20 yıl 48 yaş ve 5525 gün sayısına tabisiniz. Çocuklarınız 1991 tarihinde sonra doğmuş ise 1440 gün prim borçlanması hakkınız bulunuyor. 3556+1440:4996 doğum borçlanması yaptıktan sonraki toplam gününüz olur. 5525-4996:529 gün prim öderseniz prim gününüz dolmuş olur. Yaş olarak da 48 yaşına geldiğiniz zaman başvuruda bulunabilirsiniz. Yani 1440 gün prim borçlanması ve 529 gün daha prim ödemeniz gerekir.

Soru

1 Nisan itibariyle yeni işe başladım, SGK’dan eski hizmet dökümümü görebiliyorum, Şuan sigortalı olup olmadığım nasıl anlaşılır? Bir ay dolduktan sonra mı bu anlaşılır? Yani bir aylık prim yattıktan sonra mı dökümü görebileceğim? Teşekkürler. Ö.Şimşek

Cevap

01.04.2014 tarihinde işe başlayan birisinin internetten sigortasının yatıp yatmadığını Mayıs ayının 23’üne kadar sistemde göremezse sigortası yatmıyor demektir.

Devamını Oku